Posts

Showing posts with the label Türkiye

Asil bahti güzel olsun, kardes...

Image
Yandaki resim. Ya evet, Istanbul, degil mi? Kim tanimaz ilk bakista? Sihirli sehir, herkesi kendine ceken, bir daha da birakmayan... Hic düsündünüz mü, acaba bu büyüleyen güzellik, Istanbul icin bir nimet mi, yoksa bir lanet mi diye? Yaklasik 40 senelik Istanbullu olarak, ben düsündüm ve bunun bir lanet oldugu kaanatine vardim. Kim etti bu laneti ya da kim sebep oldu, bilmiyorum, ama bugün görünen o ki birisi, bir zaman gelmis ve bu laneti okumus sehrin üzerine... Bu resimde aslinda batan günes degil, Sehr-i Istanbul. Iyi bakin, cünkü yakinda bunu dahi göremeyebilirsiniz. Renkler de tam tutmus aslinda, gelecekteki halini yansitiyor bence sehrin; o kizillik belki de kurakliktan yanan veya yeraltindan püsküren lavlardan kipkizil olmus gelecekteki gök yüzünü, denizin rengi de yesil balciktan bogazicini gösteriyor olabilir bal gibi... Artik Istanbul, Istanbul degil. Artik gitmek istemiyorum kendi memleketime, görmek dahi istemiyorum, eski resimlerine bakiyorum, eski filmleri izliyorum. O...

Türkiye enerji alaninda ayni anda, birbiri ile celisen amaclar izlemeye calisiyor

Image
Sanirim Türkiye'nin uluslararasi enerji arenasinda oynayabilecegi rol ve bunun sinirlari konusunda yapilan yorumlarda atlanan cok önemli bir nokta var: Türkiye ihtiyac duydugu enerjinin büyük bir kismini ithal etmek zorunda olan bir ülkedir. Bir cok yerde, Türkiye'nin bu gercegi kabul ederek, muhtac oldugu enerjiyi ihrac eden ülkeler veya sinir asan konsorsiyumlar karsisinda dikkatli olmasi, kendi ihtiyacini dikkatli bir sekilde tespit etmesi, ürettigi ve satin aldigi enerji kaynaklarini idareli kullanmasi, kendi evinde sahip oldugu enerji kaynaklarini arttirmasi (yenilenebilir enerjiler veya baska bir yolla) ve bu yolda ulasmak istedigi hedefe adim adim yaklasmasi tavsiye ediliyor. Türkiye'nin dogal olarak bazi anlasmalar, projeler, aktiviteler icine girdigi belirtiliyor, ancak belli bir stratejisinin olmadigi ifade ediliyor. Bu noktada bir sey eklemek isterim. Bence "strateji" lafi yanlis anlasilmalara sebep olabilir. Birisi cikip, hakli olarak ...

Don't worry (be happy!) (-:

Image
"Don't worry" Mevlana says and goes on: You will only then possess two wings, when you have fear, on one side, and hope, on the other. With one wing only, one cannot fly anyway. He, who hits the carpet with a stick, aims at removing dust from it, but not at punishing it. By giving you "difficulties", God removes dust and dirt from you. So, why are you worried so much? A stone won't become a ring, as long as it doesn't transcend being a stone. The stone, who wishes to become a ring, should venture being crushed and fined away. (On the picture: If you do not have intellect, you are messed up. But, what if you do not have a heart: then you do not exist anyway.) *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** "Uzülme" der Mevlana ve devam eder: Bir yanda korku bir yanda ümidin varsa iki kanatli olursun. Te...

Istanbuls "Schule der Elite", die dafür zahlen kann :-)

Image
Quelle: ZDF Mediathek ( http://www.zdf.de/ZDFmediathek/beitrag/video/1086274/Istanbuls-Schule-der-In#/beitrag/video/1086274/Istanbuls-Schule-der-Integration ) EUR 10 000 pro Jahr macht Elite? :) Leider noch ein Beweis dafür, dass es im türkischen Bildungssystem keine Einheit und keine Chancengleichheit gibt. Wer hohe Gebühren zahlen kann, hat auch die Oberhand über den Rest der Bevölkerung, egal über welche Intelligenz oder Begabung er verfügt. Jede Bürgerin und jeder Bürger verdient echte und ausreichende Bildungschancen. Öffentliche und private Stipendien genügen nicht; eine weitreichende Erneuerung des Bildungssystem muss sein. Denn alle sind unsere Kinder, nicht wahr? (Bearbeitet von ErcAnna)

Yilan hikayesi: Liberal mi olalim, devletci mi kalalim? - 2

Image
Daha önceki blog postasinda bir foruma gönderdigimi belirttigim e-postaya cevap gelmis. Cevap veren arkadas, toplumdaki esitsizliklerden dem vuruyor, birisi cok zengin ötekisi fakir diyor ve tabi devletin ekonomik hayatta daha etkin rol oynayarak bu esitsizlikleri dengelemesi gerektiginden bahsediyor. (Tabi böyle diyerek biraz konu disina cikmis da oluyor.) Ayni zamanda, kar eden devlet tesekküllerinin de satilmamasi gerektigini, bunlarin mülkiyetinin ve isletmesinin devlet elinde kalmasi gerektigini savunuyor. Ona yazdigim asagidaki cevaptan sonra, benimle aslinda, üc asagi bes yukari ayni fikirde oldugunu belirtti ve devletin asil ilgilenmesi gereken hususlarin ic güvenlik, sosyal güvenlik gibi konular oldugunu kabul ettigini ifade etti. Yorumlari size birakiyorum: "Ben de sizin mesajiniz icin tesekkür ederim. Ancak birakin, birisinin mali digerinin gözüne batiyorsa batsin, zengin, daha az zengin, fakir, her zaman olmus, olacak da... Insan hazimli olmali, kendine isine bakmali...

Yilan hikayesi: Liberal mi olalim, devletci mi kalalim?

Image
Bu baslikta formüle edilen tartisma kadar insani bayan bir konu yoktur... Ben tabi kendi ülkemi bilirim: bu tartisma ile yillarimiz heba oldu gitti. Sanirim teorik anlama kapasitemizde bir sorun var bizim... Nerden cikti simdi bu konu diyebilirsiniz. Söyleyeyim. Tez yazdigimdan konumla ilgili bir cok internet mail grubuna üyeyim. Iste onlardan birinde, yine bir devletci mesaj ve ona karsilik veren liberal versiyonu! Dedim kendime kendime "ah, yine mi!". Bu emailleri yazanlar da öylesine istahlilar ki; sanki dünyada bu konuyu ilk kez tartisan insanlar onlar. Insan sikilmaz mi bundan? Neyse, tabi bende kendimi tutamadim, bir seyler yazdim, ama konuyu devam ettirmek, hele de böylesine üretkenlikten uzak bir minvalde sürdürmek icin degil, bilakis, orada kesmek ve mümkünse baska bir mecraya döndürebilmek icin. Iste asagida atifta bulunduklarimdir o emailde yazdiklarim: "Acaba bu devlet müdahalesi - liberalizm tartismasi kadar bir yere ulasmayan bir konu var midir? Sap saman ...

Yaftalamadan Düşünün!

Facebook'ta üye oldugum gruplardan bir tanesinde yayinlanmis bu video. Beni düsünceye sevk etti. Bunun üzerine asagidaki yorumu yaptim: "Yaftalama iyidir; yeter ki dogru yapilsin :) ama tabi su da unutulmamali: kisiler degil, fakat düsünceler yaftalanmalidir.. buna 'kavramlastirma' da deniyor... bu olmadan kompleks düsünmek imkansizdir.. yaftalama insanlara yöneldiginde, sorunlar, düsmanliklar, anlasmazliklar cikmaya baslar... insanlar o kadar cok yönlü, degisken yaratiklardir ki, bir etikete indirgenemezler zaten. o nedenle "sen cahilsin!" demektense, "cahilce konusuyorsun." veya "bu söylediklerin kesin bir bilgiye dayanmiyor." demek daha iyidir. Ya da "sen dinci bir perspektiften yapiyorsun bu yorumlari." demek "sen dincisin!" demekten daha yegdir. bu kücük ayrintiya dikkat edilirse, kavramlar, düsünceler kapisir, ancak insanlar dost kalir ve kucaklasirlar..." Tabi insan o an aklina gelenleri yaziyor yorum yapark...