AB TARIM POLİTİKASINA UYUM1963 tarihli Ankara Anlaşması, belirli aşamalardan geçilmesini takiben Türkiye’nin AB’ne tam üye olmasını öngörmektedir. Bu hedefe ulaşılabilmesi için hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve son dönem olmak üzere üç aşama öngörülmüştür. 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile geçiş döneminin süresi ve bu dönemde, tarım da dahil olmak üzere taraflar arasındaki ticarette geçerli olacak kurallar tespit edilmiştir. Geçiş dönemini düzenleyen Katma Protokol, esas olarak, Ortaklık Anlaşmasının asıl hedefi olan tam üyelik yönünde tamamlanması gerekli olan Gümrük Birliğinin tesisine yönelik ticaret ve rekabet alanlarına dair düzenlemeleri içermektedir. 1973-1996 arasında 22 yıl süren geçiş döneminin tamamlanmasını takiben, Türkiye - AT Ortaklık Konseyinin 1/95 sayılı Kararı ile Gümrük Birliğinin son aşamasının uygulanmasına dair esaslar belirlenmiştir. Tam üyelik hedefini öngören bir anlaşma olarak Ortaklık Anlaşması, ilke olarak ticarete konu bütün ürünlerin Gümrük Birliği kapsamına alınması hükmünü amirdir. Bu husus gerek Katma Protokol’de gerekse 1/95 sayılı Gümrük Birliği Kararı’nda teyid edilmektedir. Ancak, Katma Protokol’de, tarım ürünlerinde de serbest dolaşımın tesis edilmesi hedefi gösterilirken, bunun, Türkiye tarafından, Topluluğun Ortak Tarım Politikasının (OTP) üstlenilmesi halinde mümkün olacağı belirtilmiş ve bu hedefe varılması için de 22 yıllık geçiş süresi tespit edilmiştir. Bir başka ifade ile, 22 yıllık geçiş dönemi sonunda sanayi ürünleri itibariyle gümrük birliği tamamlanmış olacak, tarım ürünleri bakımından ise serbest dolaşıma geçilebilmesi için gerekli bütün şartlar olgunlaşmış olacaktır. Geçiş dönemi boyunca OTP’nın üstlenilmesi yönünde mesafe alınamaması nedeniyle, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK)’nda, tarım ürünleri ticaretinde serbest dolaşıma geçilebilmesi için belirsiz bir ek süre tanınmıştır. Sonuç olarak, Katma Protokol’ün tarım sektörüne ilişkin hükümlerinin yürürlükte bulunduğu teyid edilmiştir. Katma Protokol’de, serbest dolaşım tesis edilinceye kadar tarafların, aralarındaki tarımsal ürün ticaretinde karşılıklı olarak taviz tanımaları da hükme bağlanmıştır. Bu hüküm çerçevesinde, çeşitli Ortaklık Konseyi Kararları ile Topluluk tarafı, hemen hemen bütün tarımsal ürünlerde Türkiye’ye, ad-valorem gümrük vergisi muafiyeti, tarife kotaları kapsamında muafiyet, spesifik vergi indirimi ve muayyen takvimler çerçevesinde gümrük vergisi muafiyeti şeklinde pazara giriş kolaylıkları tanımıştır. Sözkonusu tavizlerle, Türkiye’nin Topluluğa yönelik tarımsal ürün ihracatının % 76’sı tercihli muameleden yararlanır hale getirilmiştir. Geçiş dönemi boyunca, benzer yükümlülüğü olduğu halde Türkiye, tarım ürünleri ithalatında Topluluğa kayda değer bir taviz tanımamıştır. Nihayet, 1993 yılında, gerek Katma Protokol’ün ilgili hükmü gerekse ilgili GATT kuralları gereği, karşılıklı tarım ticaretinde taviz dengesinin tesisi amacıyla Topluluk ile taviz müzakerelerine başlanmıştır. Müzakerelerin başlamasından sonra AB’ne üç yeni üyenin katılması, GATT Tarım Anlaşmasının tamamlanması ve bu Anlaşmanın ithalatta tatbik edilen bazı koruma tedbirlerinde değişikliğe gitmesi gibi bazı teknik sebeplerle de, Türkiye’nin 1995 yılına kadar yararlanageldiği tavizlerde değişiklik yapılması ihtiyacı belirmiştir. Müzakereler 1997 yılında tamamlanmış ve 1/98 sayılı OKK istihsal edilerek 1 Ocak 1998 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Anılan Karar gereği, domates salçasında Topluluğun açmayı taahhüt ettiği 30.000 ton/yıl seviyesindeki muafiyete tabi tarife kotası uygulaması 1997 yılında, fındık için taahhüt ettiği indirilmiş sabit gümrük vergisi uygulaması ise 1999 yılı başında uygulamaya konulmuştur. Söz konusu OKK ile Türkiye’nin AB’ne yönelik tarımsal ürün ihracatının, 1999 yılı verilerine göre, % 96’sı herhangi bir şekilde tavizden yararlanır hale getirilmiştir. Türkiye’nin Topluluk lehine, seçilmiş ürünler itibariyle tanıdığı tavizler ise AB menşeli tarım ürünleri ithalatımızın yaklaşık % 54’ünü kapsamaktadır. Roma Antlaşması’nın I sayılı Ek’i dışında olup, "işlenmiş tarım ürünleri (İTÜ)" olarak tanımlanan ve imalatında hububat, şeker ve süt gibi temel tarım ürünleri kullanılan bir kısım üründe AB, ad-valorem vergilerle (sanayi koruması/sanayi payı) birlikte spesifik vergi (tarımsal koruma/tarım payı) de uyguladığından ve bu ürünler sanayi payları itibariyle Gümrük Birliğinin kapsamında mütalaa edildiğinden Türkiye de 1/95 çerçevesinde aynı sistemi tesis etmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, taraflar karşılıklı olarak sanayi paylarını sıfırlamış olup, tarımsal koruma bakımından ise otonom olarak hareket etmektedirler. Ayrıca, her iki taraf, üçüncü ülkelerden ithalatta da tarım payından ileri gelen koruma oranlarını birbirlerinden bağımsız olarak tesis etmektedirler. Öte yandan, Avrupa Birliği'nin Luxemburg zirvesinde (Aralık 1997) alınan kararlar arasında yer alan Türkiye ile ilişkilerin derinleştirilmesi yönündeki talimat üzerine Komisyon'un hazırladığı ve Cardiff zirvesinde (Haziran 1998) kabul edilerek, Türkiye'ye resmen iletilen "Türkiye İçin Avrupa Stratejisi" başlıklı belgede özetl e;
öngörülmektedir. Türkiye’de daha çok bitkisel ürün, ağırlıklı olarak da tarla bitkileri üretimi bulunması nedeniyle, bu ürün grubunda tarafların mevzuatı üzerinde çalışmalar başlatılmıştır. Buna mukabil, söz konusu belgeye Türkiye tarafından hazırlanan ve Temmuz 1998 tarihinde AB tarafına iletilen cevapta da; Türkiye ile AB arasında tarım ürünlerinde de serbest dolaşımının sağlanabilmesini teminen Türkiye'nin OTP'na uyum çalışmalarına AB'nin mali ve teknik yardım vermesinin beklendiği, uyum çalışmalarının ayrıntılarının tespiti amacıyla teknik düzeyde müzakerelere başlanılmasının uygun olacağı ve bu konuda izlenecek yöntemlerin açıkça tespitinin gerektiği hususları belirtilmektedir. Türkiye İçin Avrupa Stratejisi belgesi kapsamında yukarıda belirtilen çalışmalar sürdürülürken, 10-11 Aralık 1999 tarihinde Helsinki’de gerçekleştirilen Zirve Toplantısında ülkemize AB’ne katılmaya aday diğer ülkeler ile eşit koşullarda “aday ülke” statüsü tanınmıştır. Zirvede alınan kararlar uyarınca, Türkiye, AB’nin tam üyeliğe aday ülkeler için geliştirdiği “Katılım Öncesi Strateji”ye dahil edilecek ve bu çerçevede Topluluğun genişleme perspektifi içerisinde Türkiye’ye yönelik mali desteği de tek bir şemsiye altında toplanacaktır. Türkiye’nin Topluluk mevzuatına uyumu konusunda yapılacak çalışmaların koordinasyonu ve takibi amacıyla, Türkiye-AT Ortaklık Konseyi’nin 11 Nisan 2000 tarihli toplantısında alınan Karar uyarınca, farklı sektörlere/konulara mahsus olmak üzere 8 adet Alt Komite oluşturulmuştur. Bu çerçevede, Türkiye’nin tarım, balıkçılık ve ormancılık alanlarında mevzuat uyumunu sağlamak için gerekli tarama ve tespit çalışmalarını izlemek ve yönlendirmek amacıyla, “Tarım ve Balıkçılık Alt Komitesi” teşkil edilmiştir. Katılım Öncesi Stratejinin en önemli aracı olan “Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB)”, 8 Kasım 2000 tarihinde AB Bakanlar Konseyi’ne sunulmuştur. Belgenin hazırlanmasında Türkiye için hazırlanan 2000 yılı ilerleme raporundaki analizler ve tespitler dikkate alınmıştır. Söz konusu belgede, Türkiye için kısa ve orta vadeli öncelikler ile bu önceliklerin gerçekleştirilmesi için sağlanan mali imkanlar belirlenmiştir. KOB’nde yer alan ve tarımla ilgili olarak öngörülen çalışmalara ilişkin hükümler aşağıda belirtilmiştir. Kısa Vadeli Öncelikler (2001 yılı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir) Tarım
Balıkçılık
Orta Vadeli Öncelikler (Tamamlanması 1 yıldan uzun sürebilecek hususlar) Tarım
Balıkçılık
|