DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ’NÜN DOHA’DA GERÇEKLEŞTİRİLEN IV. BAKANLAR KONFERANSINA İLİŞKİN NOT
Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) IV. Bakanlar Konferansı 9-14 Kasım 2001 tarihlerinde Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Söz konusu Konferans, gerek gelişme yolundaki gerek gelişmiş üye ülkeler bakımından önemi haiz pek çok unsur ihtiva eden yeni bir çok taraflı ticaret müzakeresinin başlatılmasına yönelik Deklarasyon ve Karar metinlerinin kabulüne sahne olmuştur. Dünya Ticaretinin 2001 yılında miktar bazında yalnızca % 2 büyüme kaydettiği göz önünde bulundurulduğunda, yeni bir “raund” başlatılmasının piyasalara moral kazandıracağı söylenebilir.
Doha Konferansı hazırlık çalışmaları, başarısızlıkla sonuçlanan Seattle Bakanlar Konferansı’nın hemen akabinde, Ocak 2000’de başlamıştır. DTÖ Genel Müdürü ve Genel Konsey başkanı tarafından, Seattle Konferansı’ndaki aksaklıklar da göz önünde bulundurularak, DTÖ’nün daha sağlıklı işleyen bir yapıya kavuşturulmasını sağlayacak bazı öncelikler belirlenmiştir. Bu öncelikler, başta en az gelişmiş ülkeler (EAGÜ) olmak üzere, gelişme yolundaki ülkelerin (GYÜ), görüşlerinin etkin bir şekilde gündeme getirilmesi ve DTÖ Anlaşmaları’ndan kaynaklanan “Farklı ve Lehte Muamele” hükümlerinin en iyi biçimde uygulanmasını sağlayacak tedbirlerin alınması yoluyla, özellikle Bakanlar Konferansı’na ve genel olarak da DTÖ çalışmalarına daha aktif katılımlarına imkan yaratacak unsurları içermektedir. Diğer bir deyişle, yeni ve kapsamlı bir raundun sadece gelişmiş ülkelerin çabasıyla başlatılamayacağının, Seattle Konferansı’nın başarısızlığı ile ortaya çıkması, DTÖ’yü, GYÜ’lere yönelik olarak, farklı bir bakış açısıyla çalışmaya sevk etmiştir.
Katar tarafından Konferans’ın ev sahipliğini üstlenmek amacıyla yapılan teklifin Genel Konsey’de 8 Şubat 2001 tarihinde kabulünü müteakip, ele alınacak konuların belirlenmesine yönelik faaliyetlere geçilmiş ve 20 Nisan 2001 tarihinde “initial check list” üyelerin değerlendirmelerine sunulmuştur. Bunu, “uygulama konuları” ile anılan “initial check list”in ele alındığı 27 Nisan 2001 ve 3 Mayıs 2001 tarihli Genel Konsey toplantıları izlemiştir. “Uygulama konularının” değerlendirildiği toplantıda, gelişmiş ülkeler yeni bir çok taraflı ticaret müzakeresinin başlatılmasına ağırlık verirken, pek çok GYÜ ve EAGÜ tarafından “uygulama konularında” ilerleme sağlanmadan diğer alanlarda mutabakata varılamayacağının vurgulandığı görülmüştür.
Bu tarihten itibaren, DTÖ Genel Müdürü ve Genel Konsey Başkanının üye ülkelerle, QUAD, APEC gibi çeşitli ülke gruplarının ise kendi aralarında gerçekleştirdikleri yoğun danışmalarla, Konferans’ta ele alınacak konuların belirlenmesine yönelik hazırlıklar tamamlanmaya çalışılmıştır.
24 Temmuz 2001 tarihinde, DTÖ Sekretaryası tarafından yayımlanan bir raporda, üye ülkelerin o tarihe kadar izledikleri yaklaşımlar derlenerek, sürdürülen görüşmelerde ulaşılan durum özetlenmiştir. 30-31 Temmuz 2001 tarihlerinde düzenlenen gayri resmi Genel Konsey toplantısında ise, DTÖ’nün Ağustos ayında tatile girmesinden hemen önce gelinen aşama belirlenerek, “reality check” tamamlanmıştır. Bu toplantıda, halihazırda yapılan 35 gayri resmi Genel Konsey toplantısına rağmen, ülkeler arasındaki geniş görüş ayrılıklarının sürdüğü ve en büyük sıkıntının da “uygulama konuları”na yönelik yaklaşımlardan kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.
4 Eylül 2001 tarihinden itibaren tekrar başlayan Doha Konferansı hazırlıkları, Genel Konsey başkanının Doha Konferansı’nın, Seattle Konferansı’na benzer bir başarısızlığa uğramasını engellemek amacıyla, ülkeler arasındaki görüş farklılıklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan her düzeydeki girişim ve görüşmeleriyle sürmüş olup, 26 Eylül 2001 tarihinde Sekretarya tarafından Doha’da esas alınacak iki temel belge yayımlanmıştır.
Bunlardan ilki, gündeme getirilmiş bulunan temel önerilerin konular itibariyle gerekçeli olarak yer aldığı “Doha Konferansı Taslak Deklarasyon Metni” diğeri ise “Uygulama Konularına İlişkin Taslak Karar Metni” dir. 2-3 Ekim 2001 tarihlerinde Taslak Deklarasyon’un ve 1-2 Ekim 2001 tarihlerinde de Uygulama Konularına İlişkin Taslak Metnin ele alındığı toplantılarda üye ülkelerce gündeme getirilen değerlendirmeler neticesinde, muhtelif konulardaki görüş ayrılıklarının büyük ölçüde devam ettiği görülmüş ve Konferans’ın başarısızlıkla sonuçlanması ihtimali dile getirilmeye başlanmıştır. Bu ihtimali ortadan kaldırmak amacıyla, Genel Müdür ve Genel Konsey Başkanı tarafından üye ülke Daimi Temsilcilikleri nezdinde çok sayıda temas gerçekleştirilmiş ve yine çok sayıda üye ülke Bakanı ile görüşmelerde bulunulmuştur.
Ayrıca, yine yukarıda sözü edilen çalışmalar esnasında, “Fikri Mülkiyet Hakları ve Halk Sağlığı” konusunda bir Deklarasyon ve “Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması kapsamında halihazırda GYÜ’ler tarafından uygulanmakta olan belirli devlet yardımlarının sürelerinin uzatılabilmesine dair usuller” hakkında iki metin daha kaleme alınmıştır.
Doha Konferansı’na hazırlık çalışmalarının bu şekilde tamamlanmasını müteakip, altı gün süren yoğun görüşmelerin ardından, 14 Kasım 2001 tarihinde üzerinde mutabakat sağlanan metinler aşağıda özetlenmektedir. Bahse konu metinlerin görüş ayrılıklarının yoğunlaştığı bölümlerindeki müzakerelerin yürütülmesinde, Konferans başkanına yardımcı olmak üzere, 6 konu başlığında belirli Üye Ülke Bakanlarının görevlendirilmesiyle “Friends of the Chair” adı altında bir düzenlemeye gidilmiştir. Anılan konu başlıkları ise, “Uygulama”, “Tarım”, “DTÖ Kuralları”, “Çevre”, “Singapur Konuları (Ticaret-Yatırım, Ticaret-Rekabet, Kamu Alımlarında Şeffaflık ve Ticaretin Kolaylaştırılması) ve “TRIPS” olarak belirlenmiştir.
Konferanstaki diğer iki önemli gelişme, 11 Kasım 2001 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC), 12 Kasım 2001 tarihinde ise Tayvan’ın DTÖ üyeliklerinin kabulü olmuştur. Böylelikle, gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından DTÖ’nün üye sayısı 144’e ulaşacaktır.
Yine, uzun süredir ihtilaflı olan, AB’nin Asya, Pasifik ve Karayip ülkelerine tanıdığı tavizler konusunda, AB’ne bir “aykırılık kararı” verilmiş bulunmaktadır. Hatırlanacağı üzere, AB, IV. LOME Konvansiyonun yerine geçmek üzere bu ülkelerle bir ortaklık anlaşmasını yakın zamanda uygulamaya koymuştur.
A. Doha Konferansı Bakanlar Deklarasyonu
Giriş bölümünde, DTÖ’nün, ekonomik gelişme, kalkınma ve istihdam üzerindeki olumlu etkisi vurgulanmakta; gelişme yolundaki ve en az gelişmiş üye ülkelere “farklı ve lehte muamele”nin DTÖ’nün en önemli meselelerinden biri olduğunun altı çizilmekte; bölgeselleşme, sürdürülebilir kalkınma ve diğer Bretton Woods kuruluşları ile küresel ekonomik konuların belirlenmesinde işbirliği içerisinde olunmasının önemine değinilmekte; Singapur Bakanlar Konferansı’nda, temel işgücü standartları konusunda Uluslararası Çalışma Örgütü faaliyetlerinin izlenmesi şeklinde beliren ve anılan Konferans Deklarasyonu’na da yansıyan görüş doğrultusunda, bu Örgüt’ün sözü edilen çalışmalarda küreselleşmenin sosyal boyutuyla ilgili olarak ulaştığı aşamanın kaydedildiği belirtilmekte; geçen Bakanlar Konferansı’ndan bu yana DTÖ’ne katılan ülkeler sıralanarak, katılma müzakereleri devam etmekte olan ülkelerin, anılan müzakereleri bir an önce tamamlamalarına atfedilen öneme işaret edilmekte ve bütün bu mülahazalar ışığında, geniş bir müzakere programının hazırlandığı ifade olunmaktadır.
Deklarasyon’da yer alan konular şu şekilde özetlenebilir:
Tarım müzakereleri; pazara girişte diğer bir ifade ile, tarifeler ve tarife kotalarında önemli iyileştirmelere gidilmesi; ihracat sübvansiyonlarında, bunların tümüyle kaldırılması nihai amacı ile indirim yapılması ve ticareti bozucu etkisi olan iç desteklerde de önemli indirimler gerçekleştirilmesi hedefi doğrultusunda yapılacaktır. Bundan hareketle,
· Hizmetler
- Bu konudaki taahhütlere ilişkin ilk taleplerin 30 Haziran 2002, ilk tekliflerin ise 31 Mart 2003 tarihlerine kadar DTÖ’ye sunulması öngörülmektedir.
* Müsteşarlığımız bünyesinde bu müzakerelerin başlaması ihtimali göz önünde bulundurularak yapılmış olan hazırlık çalışmaları bir hassas ürünler listesi belirlenmesi ile neticelendirilmiştir. Bu listenin, müzakerelerin seyrine göre öncelikle AB Komisyonu ile ele alınması önem arz etmektedir.
Öte yandan, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ile Fikri mülkiyet Hakları Anlaşması arasında birebir ilişkiyi tesis etme hususundaki ülkemiz önceliğinin metne yansıdığı görülmektedir.
“Ticaret-Yatırım, Ticaret-Rekabet, Kamu Alımlarında Şeffaflık ve Ticaretin Kolaylaştırılması” konularındaki (Singapur Konuları) müzakerelerin V. Bakanlar Konferansı’nın ardından başlatılması öngörülmektedir.
- V. Bakanlar Konferansı’na kadar DTÖ’de bu konularda halihazırda yapılmakta olan çalışmalara, müzakerelerde izlenecek usuller de belirlenmek suretiyle devam edilecektir.
V. Bakanlar Konferansında o tarihe değin kaydedilen aşamaların değerlendirilmesi öngörülmektedir.
Müzakerelerin koordinasyonu ve gözetimi
Genel Konsey altında faaliyet gösterecek Ticaret Müzakereleri
Komitesi tarafından gerçekleştirilecektir.
Bu Komite’nin ilk toplantısının ise, 31 Ocak 2002 tarihinden
geç olmamak kaydıyla yapılması öngörülmüştür.
B.
Uygulama Konularına İlişkin Karar
Bahse konu Karar metninde, GYÜ’lere Farklı ve Lehte Muamele hükümlerinin en etkin şekilde uygulanmasını sağlayacak tedbirlere yer verildiği göze çarpmaktadır. Bu çerçevede; Tarım, Sağlık Önlemleri, Tekstil ve Konfeksiyon, Ticarette Teknik Engeller, Ticaretle Bağlantılı Yatırım Önlemleri, Anti-damping, Gümrük Kıymeti, Menşe Kuralları, Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler, Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşmalarının GYÜ’ler bakımından içerdiği hususlarda iyileştirmelere ve süre uzatımlarına gidildiği görülmektedir.
C. Fikri Mülkiyet Hakları ve Halk Sağlığına İlişkin Deklarasyon
Gelişme yolundaki ülkelerle EAGÜ’lerde son zamanlarda AIDS, Tüberküloz, Sıtma ve diğer epidemik hastalıkların görülme sıklığının katlanarak artması nedeniyle, bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların patent hakları ile ilgili DTÖ kurallarında esneklik sağlanmasına karar verilmiştir. Böylelikle, bu ülkelerin anılan ilaçları yerel olarak uygun fiyatlarla imal etmeleri sağlanmış olacaktır.
D. “Sübvansiyonlar Ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması” kapsamında halihazırda GYÜ’ler tarafından uygulanmakta olan belirli devlet yardımlarının sürelerinin uzatılabilmesine dair usuller
Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması’nın 27.4 maddesi çerçevesinde GYÜ’lerin istifade ettikleri yardım programlarının uygulanma sürelerinin uzatılması bu usuller çerçevesinde sağlanacaktır.
Dünya Bankası tarafından, Doha Konferansı sonucunda yeni ve kapsamlı bir müzakere raundunun başlatılabilmesi durumunda, uygun piyasa reformlarının da gerçekleştirilmesi ile birlikte dünya refahında 2015 yılına kadar 2.8 trilyon $ lık bir büyüme görüleceği ifade edilmektedir.