TEK AVRUPA PAZARI

Tek Pazar Hedefi

Roma Antlaşması’nın, Tek Avrupa Senedi ile getirilen değişiklikler çerçevesinde düzenlenen, yeni 8A, 8B ve 8C maddeleri (Tek Avrupa Senedi’nin 13, 14 ve 15 inci maddeleri) iç pazarın tanımının yapıldığı ve bu pazarın kuruluşu ile ilgili prensiplerin düzenlendiği maddelerdir. Antlaşma’nın yeni 100A ve 100B maddelerinde ise, bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde kullanılacak yeni "uygulama mekanizmaları" hükme bağlanmıştır.

8A maddesinde Topluluğun amacının, 31 Aralık 1992 tarihinde sona erecek olan dönem süresince "iç pazarın aşamalı olarak kuruluşunu sağlamak" olduğu ifade edilmekte ve iç pazarın "malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin Roma Antlaşması hükümlerine uygun olarak serbest dolaşıma kavuşturulduğu iç sınırlardan arındırılmış bir alan" olduğu belirtilmektedir.

Topluluk, kuruluşundan günümüze kadar Roma Antlaşması’nda kayıtlı 4 temel özgürlük olan malların, işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı konularında çok büyük mesafeler katetmesine rağmen henüz tam bir birliği sağlayabilmiş değildir. Nitekim, üye ülkeler arasında ekonomik entegrasyonun bütün gereklerini yerine getirmek amacıyla, Avrupa Toplulukları Komisyonunca, 14 Haziran 1985 tarihinde hazırlanıp, 28-29 Haziran’da Milano’da toplanan Bakanlar Konseyi’nin gündemine gelen ve iç pazarın tamamlanmasına ilişkin bir program öngören Komisyon belgesi "Beyaz Kitap"ta bu hususlar özetle dile getirilmiş ve bu programın tamamlanması için 1992 yılı sonu hedef alınmıştır. Aslında bu, bir anlamda da, Avrupa entegrasyonunun nihai hedefi olan Avrupa Birliği’ne giden yoldur.

Bu çerçevede; fiziki, teknik ve mali engellerin kademe kademe kaldırılması suretiyle daha ileri büyüme fırsatları, yeni istihdam olanakları, ölçek ekonomileri, yüksek prodüktivite ve karlılık, sağlıklı rekabet, iş ve meslek mobilitesi, istikrarlı fiyat ve tüketici tercihine ulaşılması şüphesiz iç pazar gerçeğinin nihai amacıdır.

Tek Pazar’dan Beklenen Yararlar

Bütün karmaşık görüntüsüne karşın aslında mekanizma basittir. Bu ekonomik kazanç eyleminin başlangıç noktası, Topluluk içinde tarife dışı engellerin kaldırılmasıdır. Böylece, Topluluk ekonomisinde arz cephesinde bir şok etkisi yaratılacaktır ki, bunun da adı Avrupa pazarının entegrasyonudur. Sürekli değişen yeni koşullar ve daha az himayeci bir ortamda sürdürülen ticaret sonucu oluşan yeni rekabet koşullarında, genel fiyat düzeyinin aşağılara çekilmesi, talebi uyaracak; bu da firmaları daha fazla üretime yönelterek hem Avrupa’da, hem de uluslararası piyasalarda daha rasyonel bir kaynak dağılımı sağlayarak rekabeti körükleyecektir. Zaman içerisinde makroekonomik engellerin kaldırılması suretiyle Avrupa iç pazarının yaratılması, son 20 yılda kronik olarak durgunluk gösteren ekonomiyi harekete geçirerek, sürekli ve sağlıklı büyümeye olanak sağlayacaktır.

Ekonominin yeniden canlanması ve açık kamu ihaleleri sayesinde kamu kesimi açıkları daha da düşecek, büyümenin sevimsiz dostu enflasyon ise, birbirine açılan piyasalar sonucu düşen fiyatlara bağlı olarak azalacaktır.

Bu çerçevede, Tek Pazar’dan doğacak ekonomik yararların neler olacağı konusunda görüş bildirmek üzere AT Komisyonu’nca görevlendirilen eski bir AT Komisyonu görevlisi olan İtalyan ekonomist Paolo Cecchini yönetiminde gerçekleştirilen ve sonuçları 1988’de yayımlanan bir çalışmada açıkça ifade edilmektedir.

Yaygın olarak "Cecchini Raporu" adıyla tanınan çalışmada, AT’nun piyasa bütünleşmesinden beklenen kazançlar, üretici ve tüketiciler üzerindeki etkileri bakımından mikroekonomik analiz, gayri safi yurtiçi hasılanın belli başlı unsurları üzerindeki etkileri bakımından da makroekonomik analiz kullanılmak suretiyle değerlendirilmiştir.

Buna göre, her iki yaklaşımın da başlangıç noktası olan engellerin kaldırılması, iş ve üretim maliyetlerini düşürerek bütünleşmiş piyasadaki yaygın rekabet baskısı altında, maliyetlere paralel olarak fiyatların da aşağıya çekilmesine olanak sağlayacaktır.

Tek Pazar’dan beklenen olumlu gelişmeler, sözkonusu araştırmanın sonuçlarına göre, ana başlıklar halinde aşağıda verilmektedir:

  • Arz yönünden etkileri (supply-side effects) açısından, gümrük işlemlerinde, kamu alımlarında ve mali hizmetlerdeki engellerin kalkmasıyla elde edilecek maliyet tasarrufu sonucu, kazanç büyüyebilecektir,
  • Üretimde büyük pazar için, ölçek ekonomilerine (economies of scale) yönelinerek, irrasyonelliklerin ve monopol karlarının azaltılması gerçekleştirilebilecektir,
  • Yoğun rekabet ortamı oluşacaktır,
  • Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine daha fazla fon ayrılabilecektir,
  • Talep yönünden etkileri (demand-side effects) açısından, daha düşük fiyatlar tüketici talebini harekete geçirecek, daha çeşitli mal üretimi ve kamu müdaheleleri için bütçeden daha az harcama yapılacaktır.

Tek Pazar’ın gerçekleştirilmesinin önündeki engelleri ise üç ana başlık altında sınıflandırmak mümkündür:

  • Fiziki engeller: Topluluk içi sınır kapılarındaki beklemeler, gümrük kontrolleri ve bunun gereği kırtasiyecilik gibi.
  • Teknik engeller: Örneğin, ulusal düzeyde himaye edilen kamu ihaleleri piyasasında farklı ürün standartlarının, teknik şartnamelerin ve çatışan birtakım ticari yasaların (mevzuatın) mevcudiyeti gibi.
  • Mali engeller: Özellikle farklı KDV oranları ve tüketim vergileri gibi (sigara, içki, ispirto vs.) uygulamalar.

Fiziki engellerin kaldırılması

Fiziki engelleri, Topluluğun coğrafi sınırlarının üye ülkeler arasında kalan kesimlerdeki gümrük kapılarında uygulanan fiziki kontroller teşkil etmektedir. Topluluğun iç sınır kapılarında yapılmakta olan fiziki kontroller, üye ülkeye giriş yapmakta olan yabancı uyrukluların denetimi yanında, malın kullanım güvenilirliği, standart denetimi amaçlarına da yöneliktir.

Sınır kapılarındaki bu kontroller ve buna bağlı formalitelerin zaman alması, üye ülkeler arasında ticareti olumsuz yönde etkileyerek, bir yandan ticaret ve sanayi ile iştigal edenlerin cesaretini kırarken, diğer yandan da serbest dolaşımda gecikmelere neden olmasıyla, maliyetlerin yükselerek rekabet gücünün azalmasına yol açmaktadır.

Fiziki engellerin ekonomik gerekçelerle kaldırılması gereğinin yanısıra, bu engellerin, üye ülkeler arasında nihai aşamada gerçekleştirilmesi düşünülen "siyasi birlik" fikri ile bağdaşmaması, kaldırılmaları için diğer bir zorunlu neden teşkil etmektedir.

Teknik engellerin kaldırılması

Malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını sınırlayan teknik engelleri, üye ülkelerin sağlık, standartlar, çalışma, güvenlik, tüketicinin korunması veya çevre koruması mülahazaları ile belirlemiş oldukları ulusal mevzuatlarının, amaçları aynı bile olsa, birinden diğerine farklılık göstermesinin yarattığı güçlükler şeklinde tanımlamak mümkündür.

Özellikle Tek Pazar hedefinin gündeme geldiği günlerde standardizasyon, sertifikasyon ve diğer teknik mevzuatı tek elden yürütmeyi amaçlayan Avrupa Birliği, 1993 yılı başında Avrupa Tek Pazarı'nın tamamlanması çalışmalarını büyük ölçüde sonuçlandırmış ve bu tarihten itibaren daha entegre bir ekonomik yapıya kavuşarak, teknolojik ve ticari açıdan -dayanağını Beyaz Kitap'tan alan görüşler doğrultusunda- daha ileri derecede bir entegrasyona gitmesi gerektiğinin bilinciyle, teknik mevzuat uyumu konusunu diğer Tek Pazar mevzuatı içinde önemli bir yere oturtmuştur.

AB bu alanda koordinasyonun sağlanabilmesi için çeşitli yapısal düzenlemelere gitmiştir. Öncelikle, kurulacak örgütsel yapı ile, "Avrupa Standardizasyon Sistemi" nin teşkili ve işlemesinin sağlanması yolundaki çalışmaları hızlandıran AB, bu politika çerçevesinde, üreticiler ve ticaret yapanlar için bir çok alanda tek Avrupa standardı oluşturulması amacıyla 15 üye ülkenin teknik mevzuatlarının uyumlaştırılması yoluna gitmiştir. Böylece üretici, kullanıcı ve tüketiciler, Birliğin her yerinde, aynı teknik ve ticari imkan ve şartlardan yararlanabilmektedirler. Özellikle teknoloji alanında CEN (European Committee for Normalization), CENELEC (European Commitee for Electrotechnical Normalization) ve ETSI (European Telecommunications Standardization Institute) gibi kurumlar Tek Pazar ile oluşan alanda, standartların uyum ve uygulamasını Avrupa Standardizasyon Sistemi’nden güç alarak kontrol etmektedirler.

Birlik içinde Avrupa standartlarının geliştirilmesi konusunda AB Komisyonu tarafından 1990'da yayınlanan, "Yeşil Kitap"tan sonra, Avrupa Topluluk Resmi Gazetesi'nde yayımlanan bildirimde, "Avrupa standardizasyon politikasının geleceği için stratejik ilkeler" açıklanmış ve Avrupa Topluluğu Konseyi'nden bu ilkelerin benimsenmesi talep edilmiştir.

Sözkonusu bildirimin ilk bölümü, Yeşil Kitap'a yönelik reaksiyonları içermektedir. Komisyon'un burada belirttiği, standardizasyonun Tek Pazar'ın başarısı bakımından önemli olduğu yolundaki görüşü Topluluk içinden ve dışından büyük destek görmüş, standardizasyon sürecinin etkinliğinin arttırılması, uluslararası standardizasyona yönelinmesi ve standardizasyonun ekonomik çıkarları gözetmesi gerektiği üzerinde de görüş birliği sağlanmıştır. Avrupa Birliği’nin standardizasyon konusuna yaklaşımı 7 Mayıs 1985 tarih ve 136/01 sayılı Konsey Kararı ile genel hukuki çerçevesine kavuşmuş ve Birlik, Avrupa standartlarına hiçbir "zorunluluk" karakterinin verilmemesi ilkesini kabul etmiştir. Ancak, kamu ve çevre sağlığı ile doğrudan ilgili ve sterilizasyon zorunluluğu bulunan ürünlere ilişkin standartlarda sözkonusu ilkeye bazı istisnalar ve yaptırımlar getirilmiştir.

AB’nin Tek Pazar hedefi doğrultusunda geliştirmeye devam ettiği standardizasyon yapısı için tercihi, EN-29000 gibi süreci düzenleyen ve kesin sınırları olan standartların kullanılması yönündedir. Bu tip standartların kullanımı yeni AB yaklaşımında da yer almış ve araç standartların kullanımından kaynaklanan, ayrıntılarla çok ilgilenilmesi sebebiyle belirli bir aşamada teknolojinin gelişmesinin engellenmesi sorunu da bir derece çözüme kavuşmuştur.

Avrupa Birliği, Tek Pazar hedefinde "Yeni Topluluk Yaklaşımı" olarak adlandırılan teknik standardizasyon ilkelerini uygulamaktadır. Bu yaklaşıma göre tüm malların teker teker AB standardı alma zorunlulukları yoktur. Ancak bazı mallarda güvenli olma kavramına bağlı olarak direktifler yayımlanması suretiyle zorunluluk getirilmektedir.

Avrupa Birliği’nde, hem ürünün kalitesinin, hem de üreticilerin, satıcıların, test laboratuvarlarının ve belgeleme-kontrol kurumlarının yetkinlik ve kalitelerinin denetlenmesi suretiyle ürünün güvenliğinin sağlanması konusunda giderek güçlenen bir eğilim vardır.

Bu yaklaşımda, ürünün güvenilirliğini ve kalitesini sağlamaya yönelik önlemler, ürünün gelişimi sırasında farklı aşamada (tasarım, prototip, üretim, vb.) alınabilir ve ürünün kendisi, üretim süreci ya da her ikisine uygulanan kontrollerle ilgili olabilir. Test etme, belgeleme ve kontroller, üretimden önce, üretim esnasında, üretim sürecinden sonra ve ürünün pazara ilk sunuluşundan sonra, yani değişik aşamalarda yapılabilir.

Mali engellerin kaldırılması

Tek Pazar’ın tamamlanmasını geciktiren ve serbest dolaşım ilkesini de zedeleyen mali engeller, genelde, üye ülkelerin dolaylı vergi (katma değer vergileri) tahsilatını denetlemek üzere aldıkları ve özellikle gümrük kapılarında yoğunlaştırdıkları tedbirlerden ileri gelen çeşitli güçlükler olarak tanımlanabilir. Tek Pazar’ın tamamlanması sürecinde, gümrük kapılarında kontrollerin kaldırılmasıyla, takipleri güç bir noktaya varacak olan bu tür mali denetimlerin gümrük kapıları dışında yapılabilmesi için çeşitli çözüm yolları aranmaktadır.

Üye ülkeler arasında 1968 yılı itibariyle gerçekleştirilmiş olan gümrük birliği, esasen, Tek Pazar’ın tamamlanması için yeterli olamamıştır. Zira, serbest dolaşım ilkesi, üye ülkelerin, bir çeşit gider vergisi olan "muamele vergileri"ni (turn-over tax) gümrük birliğine rağmen tahsil etmekte gösterdikleri hassasiyet ve bu amaçla çıkarttıkları farklı mevzuat nedeniyle sekteye uğramıştır. Roma Antlaşması’nın, dolaylı vergi uygulamalarına ilişkin 99 uncu maddesinde, üye ülkelerin, bu vergilerle ilgili mevzuatlarının yakınlaştırılmasının öngörüldüğü ve ortak kurallar çerçevesinde uygulanabilecek Katma Değer Vergisi sisteminin geliştirildiği bilinmektedir.

Ancak, tüketim vergileri ve Katma Değer Vergisinin ortak bir taban tesbit edilerek, eşit oranlarda ve benzer nitelikli mallar bakımından eşit sayıda uygulanamaması; bu vergilerin, malların ve hizmetlerin fiyatlarına doğrudan yansıyan özelliği nedeniyle, üye ülkelerde, aynı mal ve hizmetler bakımından farklı fiyat düzeylerinin belirlenmesine yol açmaktadır.

Tek Avrupa Pazarı’nın Tamamlanmasındaki Son Durum

Tek Pazar programı çalışmaları kapsamında, Avrupa Tek Seneti’nin 8A maddesi gereğince Topluluk genelinde malların, sermayenin, kişilerin ve hizmetlerin üye ülkeler arasında herhangi bir engel olmaksızın serbest dolaşımının sağlanması için alınacak tedbir ve düzenlemeler teorik olarak tamamlanmış ve "Avrupa Tek Pazarı", 1 Ocak 1993 tarihi itibariyle işlerlik kazanmıştır. Avrupa Birliği, 1993 yılı başında Avrupa Tek Pazarı’nın tamamlanması çalışmalarını büyük ölçüde sonuçlandırmış ve bu tarihten itibaren daha entegre bir ekonomik yapıya ulaşarak daha ileri derecede bir entegrasyona gitmesi gerektiği bilinciyle tek pazar mevzuat uyumu konusuna özellikle önem vermiştir. Tek Pazar’ın başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi ancak Tek Pazar Direktiflerinin onaylanması ve en önemlisi mevcut Topluluk mevzuatının Üye Ülkeler iç hukukuna aktarılmasının ardından mümkün olacaktır.

Üye devletler’in bir kısmı özellikle, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve Hollanda, Tek Pazar Direktiflerinin milli mevzuata aktarılmasında önemli ilerlemeler kaydetmişler, buna karşılık Lüksemburg, İrlanda ve Portekiz bu konuda diğer ülkelerin gerisinde kalmışlardır. Ekim 1998 itibariyle tüm üye devletlerce iç hukuka aktarılması tamamlanmayan 203 Direktif bulunmaktadır. Bu bakımdan Tek Pazar Direktiflerinin tamamının iç hukuka aktarılması sürenin 1999 yılı içinde tamamlanması beklenmektedir.

Diğer taraftan, kamu güvenliğinin teminat altına alınması ve göçün kontrolüne yönelik tedbirlerin alınmasındaki gecikme nedeniyle gümrüklerde kişilerin denetimine devam edilmektedir. Edinburgh Zirvesi’nde alınan kararlar kapsamında, Schengen Anlaşması’na taraf ülkelerin yukarıda açıklanan denetimleri kaldıracakları ve diğer ülkelerin de üye ülke vatandaşları üzerindeki sözkonusu kontrolleri azaltma yoluna gidecekleri belirtilmiştir. Bu çerçevede, AB’ne üye 7 ülke (Almanya, Fransa, Belçika, Lüksemburg, İspanya ve Portekiz) arasında kişilerin serbest dolaşımının sağlanmasını amaçlayan Schengen Anlaşması 26 Mart 1995 tarihinde yürürlüğe girmiş, Yunanistan, İtalya ve Avusturya daha sonra sözkonusu Anlaşmaya taraf olmuştur.

Diğer taraftan, Schengen Anlaşması’nın üçüncü ülke vatandaşları için getirdiği düzenlemeye bakıldığında ise, herhangi bir taraf ülkeden alınacak vize ile bu ülkelerde serbest dolaşım sağlanacak ve verilecek vize ile üçüncü ülke vatandaşları en az üç ay sözkonusu ülkelerde kalabileceklerdir. Tek Pazarın potansiyelinin henüz tam olarak hayata geçirilememiş olması, Tek Pazarın işleyişinde karşılaşılan güçlüklerin aşılabilmesi, sağlık, güvenlik, fırsat eşitliği ve iş hukuku alanlarında gerekli düzenlemelerin yapılması, Birlik alanı içinde iş yapma, seyahat ve çalışma koşullarının her türlü dahili sınırdan arınmış olarak, üye ülkelerin sınırları içindeki kadar kolaylaştırılmasının sağlanabilmesi amacıyla Komisyon, Avrupa Konseyi’nin Haziran 1997'de Amsterdam'da gerçekleştirdiği Toplantısına sunulan bir Eylem Planı hazırlamıştır. Plan dört stratejik hedef çerçevesinde yapılması gerekli düzenlemeleri belirlemektedir.

1.Topluluk ve ulusal düzeydeki mevzuatın daha etkin hale getirilmesi:

  • Tek Pazar Mevzuatının yürürlüğe konulması,
  • Problemlerin kolayca çözülebileceği bir çerçeve oluşturulması,
  • İş adamlarının bilgiye erişim imkanlarının geliştirilmesi,
  • AB ve ulusal düzeydeki mevzuatın basitleştirilmesi ve iyileştirilmesi,
  • Mevcut kanunlardaki eksikliklerin giderilmesi.

2. Pazar bozucu faliyetlerle mücadele

  • Tek Pazarın önündeki vergi ve pazar bozucu engellerin kaldırılması
  • Katma Değer Vergisi için ortak bir sistem yaratılması
  • Enerji ürünlerinde AB Vergilendirme Sisteminin yeniden yapılandırılması
  • Rekabet Politikasının dikkatli bir şekilde uygulanması

ÜYE ÜLKELERCE HENÜZ İÇ HUKUKA AKTARILMAYAN TEK PAZAR DİREKTİFLERİNİN ORANI

Sektör

%

B

DK

D

EL

E

F

IRL

I

L

NL

A

P

FIN

S

UK

Telekomünikasyon (16)

56.2

6

-

-

6

-

2

1

3

2

-

-

4

-

3

1

Ulaşım (60)

51.7

11

2

5

10

9

9

10

15

18

9

11

17

5

8

10

Fikri ve sınai mülkiyet (8)

50

-

1

1

1

1

1

4

1

2

2

1

1

1

-

1

Kamu alımları (11)

36.4

-

-

2

3

1

2

-

1

2

-

2

2

-

-

2

Sosyal politika (39)

28.2

3

-

-

3

-

3

2

8

9

-

3

2

-

-

-

Veterinerlik kontrolleri (198)

17.2

3

3

3

17

2

20

12

15

9

4

14

15

6

7

13

Kimyasal ürünler (78)

16.7

1

-

3

3

-

4

1

1

1

2

5

5

1

2

2

Enerji (12)

16.7

-

2

1

1

-

2

1

1

2

-

-

1

1

1

-

Çevre (91)

14.3

6

2

4

7

5

4

6

8

3

2

3

5

1

1

5

Gıda mevzuatı (103)

13.6

2

-

4

3

2

2

5

5

-

-

2

9

-

-

1

Kozmetik ürünler (38)

10.5

1

-

1

-

-

3

-

-

-

-

1

1

-

1

-

Kaynak: Single Market Scoreboard

3. Entegrasyonun önündeki sektörel engellerin giderilmesi

  • Hizmetler pazarındaki engellerin giderilmesi
  • Ürün kontrollerinin güçlendirilmesi
  • Uluslararası yatırım ve ticaret ilişkilerinin geliştirilmesi
  • Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı güçlüklerin aşılması

4. Bütün vatandaşların yararına bir Tek Pazar oluşturulması

  • Sınır kontrollerinin ortadan kaldırılması
  • İkamet hakkına ilişkin kuralların yenilenmesi
  • Sosyal hakların korunması
  • Birlik içinde iş gücü hareketliliğinin geliştirilmesi
  • Tüketici hakları, sağlık ve çevrenin korunması
  • Vatandaşlarla diyaloğun geliştirilmesi

Türkiye Açısından Değerlendirme

Topluluğa üye ülkeleri doğrudan, Topluluk ile ticari ilişkilerde bulunan tüm partnerlerini de dolaylı olarak ilgilendiren böylesine kapsamlı ve yapısal bir değişikliğin AB ile içinde bulunduğumuz ortaklık ilişkisini de etkileyeceği şüphe götürmez bir gerçektir. Bu açıdan, Topluluk ile ilişkiler tam üyelik süreci içinde çeşitli çalışmalarla ve değerlendirmelerle devam ederken, Türkiye de İç Pazar’a ilişkin gelişmelerden etkilenmektedir.

Konuya Türkiye ile Topluluk arasındaki ticari ilişkiler bakımından yaklaşıldığında, Tek Pazar hedefi ile beklenen istihdam ve GSMH artışı, fiyatların düşmesi ve rekabetin artması sonucu Topluluk içi talebin canlanması gibi gelişmelerden, Türkiye’nin, AT ile arasındaki Ortaklık Anlaşması’nın kendisine tanıdığı avantajlı durumu da değerlendirerek, arzu edilen şekilde faydalanabilmesi, şüphesiz, bu pazarda rekabet imkanı bulunan tekstil ve hazır giyim, deri konfeksiyon, demir-çelik, elektrik ve elektronik alet ve cihazlar ile özellikle otobüs türü taşıt araçlarında, sektörün oluşacak yeni yapı çerçevesinde rekabet imkanının arttırılmasına bağlı bulunmaktadır.

Sonuç olarak, AT içerisinde rekabet imkanımız bulunan sektörlerin mevcut yapısı ile dahi Tek Pazar’ın kurulması sonrasında ülkemizin anılan pazara yönelik ihracatında artış olması beklenmekte ise de, ülkemizin Tek Pazar’dan imkanlar dahilinde fakat azami düzeyde faydalanabilmesi için, Tek Pazar gerçeği çerçevesinde, gerekli önlemleri şimdiden alması yararlı olacaktır. Nitekim, bu doğrultudaki düzenlemelerin önemli bir bölümü, Gümrük Birliği Kararı’nın malların serbest dolaşımına ilişkin hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.