AVRUPA BİRLİĞİ'NİN ORTAK TARIM POLİTİKASI
TARIMSAL DESTEKLEME SİSTEMİ Toplulukta, tarımsal üretimi arttırmak, üreticilere daha iyi bir yaşam seviyesi yaratmak ve piyasaları istikrara kavuşturarak arzın devamlılığını sağlamak hedeflerini gerçekleştirmek üzere, 1960 yılında tesis edilen Ortak Tarım Politikası üç ana prensibe dayandırılmıştır:
Bu üç prensip çerçevesinde, her bir sektör için tesis edilen "Ortak Piyasa Düzenleri" yoluyla tarımsal ürünlerin üretimi, desteklenmesi, dış ticaretine ilişkin politikalar yürütülmektedir. Söz konusu piyasa düzenleri; fiyat ve müdahale, Topluluk içi serbest dolaşım, üçüncü ülkelerle ticaret, rekabet ve finansman politikalarını içermektedir. İlk ortak piyasa düzeni, 1962 yılında hububat sektöründe tesis edilmiş olup, halen 23 ürün ve/veya ürün grubu “Ortak Piyasa Düzenleri” kapsamında yer almaktadır. Ortak Piyasa Düzenine Tabi Tarım Ürünleri veya Tarım Ürünü Grupları
Avrupa Topluluğu, çiftçi gelirlerini arzu edilen seviyede tutmak üzere iki temel mekanizmayla desteklemek yoluna gitmektedir:
A. Hedef Fiyat Toplulukta bütün piyasa destekleme mekanizmaları "hedef fiyat" (ürünlere/sektörlere göre değişik isimler alabilmektedir) prensibine dayanmaktadır. Bu fiyat, üretici için arzu edilen gelir seviyesini göstermektedir. B. Müdahale Fiyatı Piyasa fiyatlarının "hedef fiyat" düzeyinde tutulabilmesini teminen bir "müdahale fiyatı" (temel fiyat ya da referans fiyatı da denilmektedir) belirlenmekte, piyasa fiyatları, bu seviyenin altına düştüğünde, müdahale mekanizmaları işletilmektedir. Buna göre, müdahale alımına tabi ürünler (hububat, sütlü ürünler, sığır eti, şeker ile meyve ve sebzeler) itibariyle çiftçiler ürünlerini, yıllık olarak ayarlanan “müdahale fiyatı” üzerinden müdahale alımı yapan kurumlara satabilmektedir. Ancak, geçmiş yıllarda yaşanan stoklar göz önünde tutularak getirilen yeni düzenlemeler uyarınca, müdahale kuruluşları, sadece belirlenmiş kalite standartlarına uygun ürünleri alabilmektedirler. C. Eşik Fiyat Yukarıda açıklanan iç desteklemenin, Topluluk dışından yapılan düşük fiyatlı ithalat tarafından zayıflatılmasını önlemek üzere, ithalatta bir prelevman sistemi öngörülmüştür. Bu sistem ile üçüncü ülke kaynaklı ithal fiyatlarının "eşik fiyat" ın altına düşmemesi ve bu yolla Topluluk ürünlerinin tercih edilmesi amaçlanmaktadır. Topluluk dışından gelen bir ürün, advalorem vergilerin yanısıra değişken nitelikli spesifik ithalat vergileri (prelevman) yoluyla eşik fiyat düzeyine yükseltilmektedir. Eşik fiyat, Topluluk içinde elde edilmesi arzu edilen "hedef fiyat" seviyesini etkilemeyecek bir düzeyde belirlenmektedir. ‘Uruguay Round’ ertesinde, değişken nitelikli maktu vergiler (prelevman) sabit nitelikli maktu vergilere dönüştürülmüş, bu bağlamda eşik fiyat uygulaması yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Topluluk, halen, GATT 94 çerçevesinde Dünya Ticaret Örgütü’ne bildirilen tarifeleri aşmamak kaydıyla, ad valorem gümrük vergisinin yanında, iç fiyatlarla dış fiyatlar arasındaki farkı izale eden sabit maktu vergiler uygulamakta, bu suretle, ithal ürünlerin piyasada yerli ürünlerden daha düşük fiyatla satılması önlenmektedir. Prelevman, en düşük ithal fiyatına taşıma ve ulaştırma giderlerinin eklenmesi ve bu miktarın Topluluk eşik fiyatından düşülmesi suretiyle hesaplanmakta olan, dolayısıyla, dünya fiyatlarına bağlı olarak, sektörlere göre değişen aralıklar ile (haftada bir, ayda bir, üç ayda bir) değiştirilen vergiler olarak uygulanmaktaydı. Ancak, Uruguay Round çerçevesinde, korumada şeffaflık ilkesi uyarınca, değişken nitelikli vergilerin uygulanmaması öngörüldüğünden, yaş meyve sebzelerde “giriş fiyatı”, işlenmiş meyve ve sebzelerde “asgari ithal fiyatı”, bazı ürünler itibariyle (şarap, balık) referans fiyatı sistemleri, vs. ihdas edilmiş bulunmaktadır. D. İhracat Desteği Diğer taraftan, dünya piyasa fiyatları Topluluk piyasa fiyatlarının altında olduğunda Topluluk ihracatçılarına dünya piyasalarında eşit rekabet imkanı sağlamak amacıyla ihracat iadeleri ödenmektedir. Buna karşılık, nadiren de olsa dünya piyasa fiyatlarının Topluluk içi fiyatların üzerine çıkması durumunda da, Topluluk üretiminin dışarıya akışını önlemek üzere, Topluluk ihracatçılarından ihracat vergisi tahsil edilmesi yoluna gidilmektedir. İhracat iadesi ve ihracat vergileri, dünya fiyatlarındaki dalgalanmalara göre haftada yahut on beş günde bir belirlenebilmektedir. Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki taahhütleri uyarınca, AB, ihracat desteklerinin hacmini (ve/veya harcamalarını) altı yıllık bir süre boyunca (2002 yılına kadar) indirime tabi tutacaktır.
ORTAK TARIM POLİTİKASININ REFORMU Topluluğun gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık % 0.6’sı Ortak Tarım Politikası (OTP) için harcanmaktadır. Bu çerçevede, 1997 yılı itibariyle, OTP’nı finanse etmek üzere teşkil edilmiş olan Avrupa Garanti ve Yön Verme Fonu’ndan (ATYGF) yapılan toplam harcama 46.2 milyar ECU olarak gerçekleşmiştir. Gerek dünya ticaretinin geldiği nokta, gerekse Topluluk pazarının ihtiyaçları göz önünde tutularak reformlar yapılırken, Topluluk tarım ürünlerinin dünya pazarlarındaki rekabet edebilirliğinin arttırılması, gıda kalitesinin ve gıda güvenliğinin sağlanması, tarımla uğraşanların hayat standartlarının ve gelirlerinin istikrarının sağlanması, çevre ile uyumlu düzenlemeler yapılması, alternatif gelir ve istihdam imkanlarının yaratılması gibi unsurlar önem kazanmaktadır. Ortak Tarım Politikası’nın üye ülkeler gündemine getirdiği sorunları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
Bu sorunlara, Topluluğun her genişlemesiyle tarım politikasının karşılaştığı yeni olguları da eklemek gerekir. AB Komisyonu yukarıda belirtilen sorunlar karşısında reforma gidilmesi yönündeki niyetini önce 1985 yılı programında vurgulamış, daha sonra bu politikanın perspektiflerini kapsayan ve Yeşil Kitap (Green Paper) diye anılan raporunu Konsey'e sunmuştur. Yeşil Kitap temelinde başlatılan bu tartışmalar Komisyon’un 18 Aralık 1985 tarihli ‘Memorandum’unda ortaya konulan prensiplerle sonuçlanmıştır. Bu prensipler bazında, piyasa düzenleri reforma tabi tutulmuştur. Şubat 1988 tarihli Avrupa Konseyi Kararı ile dengeleyiciler (stabilizerler) kavramı ortaya konulmuştur. Her ortak piyasa düzeninin özelliklerine göre farklılaşmakla beraber, bu reformlar; üretimin belli bir eşiği aşması durumunda destekleme fiyatlarının düşürülmesi, fazla üretimin elden çıkartılmasına üreticinin direkt katkısı, üreticilerin, harcamaların finansmanına katkısının arttırılması, müdahale sisteminin getirdiği garantilerin azaltılması, belirli ürünlerin ekim alanlarının bir bölümünün nadasa bırakılması, ağaçlandırılması ya da tarım dışı amaçlarda kullanılması, bu sektörlerdeki üreticilerin gelir kayıplarının telafisi, alternatif ürünlerin üretilmesi olanaklarının araştırılması gibi ortak amaçlar taşımaktadır. Diğer taraftan, belirlenmiş azami üretim seviyelerini aşmayan küçük üreticilerin tamamen veya kısmen üretim vergilerinden muaf tutulması, küçük çiftçilere doğrudan yardım verilmesi, 55 yaşın üzerindeki çiftçilere erken emeklilik sağlanması gibi tedbirler de öngörülmüştür. Ancak, dengeleyiciler politikası OTP sorunlarının çözmede pek başarılı olamamıştır. Söz konusu uygulamalar, OTP'nda radikal değişiklikler öngörmemekte, bilakis, belli bir üretim eşiğinin ötesinde fiyat ve garantilerin azaltılması şeklinde özetlenebilecek otomatik mekanizmalar yoluyla harcama ve üretimin istikrara kavuşturulmasına yönelik bir politika niteliği taşımaktadır. Üretimden ayırma, üretimin yaygınlaştırılması, gelir yardımları ve erken emeklilik programları gibi yan tedbirler ise, kendilerinden beklenen sonucu yaratmamıştır. Böylece 1985-1988 yıllarında gerçekleştirilen reformlar sonuçsuz kalmış, OTP bir kez daha ciddi sorunlarla karşılaşmıştır. Topluluğun piyasada günden güne çoğalan fazlalık ürünleri karşısında ticaret ortaklarından gördüğü baskının yanı sıra, çiftçilerin de politikaya karşı güvenleri sarsılmıştır. Bu koşullar karşısında, politikanın 1960'lı yıllara göre farklılık arz eden yeni duruma adapte edilmesi ihtiyacı doğmuştur. Diğer taraftan, Avrupa Konseyi tarafından 1987 yılında uygulanmaya başlanmış olan bütçe disiplini ilkelerine zarar veren, özellikle, hububat, sütlü ürünler ve sığır eti itibariyle müdahale stoklarında ve buna ek olarak diğer ürünler için yapılan harcamalarda meydana gelen artış sonucunda bütçe üzerinde büyüyen yüke, Topluluğun dünya piyasalarına sürdüğü sübvansiyonlu mal ihracatı nedeniyle diğer ülkelerin giderek artan baskısı da eklenince, AB Komisyonu, 9 Temmuz 1991 tarihli toplantısında, Komiser MacSharry tarafından hazırlanan ve politikanın oluşumundan itibaren geçen 30 yıllık süre esnasında yapılan en radikal değişiklikleri içeren reform paketini benimsemiştir. Söz konusu reform tedbirleri ortak piyasa düzenine tabi ürünlerin üretiminin değer olarak yaklaşık % 75'ini kapsamaktadır. Reform çerçevesinde en ayrıntılı ve radikal kararlar, kurulan ilk ortak piyasa düzeni olan hububat sektörüne yöneliktir. Bu reform paketi kapsamında; hububat sektöründe müdahale fiyatları 1/3 oranında indirilmiş ve üreticiye hektar başına ödenen doğrudan yardım sistemi getirilmiş, yağlı tohumlarda ve proteinli bitkilerde belli kriterleri sağlamaları şartıyla hektar başına yardım uygulaması başlatılmış, tütün için üretim kotası belirlenerek müdahale alımları ve ihracat iadesi kaldırılmış, bunun yerine üreticiye prim ödenmesine başlanmış, süt ve sütlü ürünlerdeki üretim kotası miktarları indirime tabi tutulmuş, sığır etinde hektar başına azami sığır sayısı belirlenerek prim sistemi getirilmiş, buna ek olarak müdahale fiyatı indirime tabi tutulmuş, koyun etinde ise mevcut prim sisteminin sürdürülmesi, buna mukabil bu sistemle ilgili olarak belirli kriterler getirilmesi kararlaştırılmıştır. Genel olarak değerlendirilirse, MacSharry reform paketi kapsamında, temel ürün gruplarına verilen destekleme fiyatlarında üç yıllık bir süreye yayılan indirimler ile süt üretim kotalarında ilave indirimler öngörmüştür. Fiyat indirimleri için çiftçilere ödenecek telafi yardımları hektar başına hesaplanmış, böylelikle fiziki üretimden bağımsız hale getirilmiş ve giderek üreticilere doğrudan gelir yardımına dönüştürülmüş, ekilebilir arazilerinin belli bir bölümünü nadasa bırakılarak, nadas yardımı uygulaması başlanmıştır. Doğrudan gelir yardımları, desteklemeden ziyade vazgeçilen üretime, dolayısıyla gelir kaybına karşı telafi edici tazminatlar şeklinde verildiğinden, yeni stoklara neden olmayacağı, diğer bir deyişle, piyasa arz ve talep dengelerine müdahalelerin, reform paketi ile mümkün olabildiğince asgari seviyeye indirilmeye çalışıldığı gözlenmektedir. Fiyat reformlarına ek olarak, MacSharry planında, çevre çıkarlarını gözetmek, tarım arazilerinin üretimden ayrılarak ağaçlandırılmasına katkıda bulunmak ve 55 yaşın üzerindeki çiftçilerin tabi olabileceği emeklilik programı ile çiftçilerin erken emekli olmasını sağlamak amacıyla, daha az yoğun çiftçiliği özendirecek önlemler de yer almaktadır. Diğer taraftan, Topluluk Uruguay Round Tarım Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri çerçevesindeki tedbirleri de 1 Temmuz 1995 tarihinde yürürlüğe koymuştur. Bu çerçevede, Topluluk uygulamakta olduğu;
Diğer taraftan, gerek OTP’nın uygulamalarından kaynaklanan bazı sorunların giderilmesini, gerekse Uruguay Round görüşmelerinde varılan mutabakat uyarınca tarım ürünleri itibariyle 1999 yılının sonunda başlatılacak olan görüşmelerde (Millenium Round) AB’nin mümkün olduğunca sağlam bir zeminde müzakere yapabilmesini teminen, OTP’nın bir revizyona tabi tutulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, ‘Gündem 2000’ Belgesinde, reforma tabi tutulması öngörülmüş olan tarla bitkileri, sığır eti ve süt ve süt mamulleri ortak piyasa düzenlerinin değiştirilmesi için çalışmalar başlatılmış, ayrıca, kırsal kalkınmaya öncelik verecek düzenlemeler de hazırlanmıştır. ‘Gündem 2000’ çerçevesinde Toplulukça, Ortak Tarım Politikasında yapılması karalaştırılan reformlar bağlamında, müdahale fiyatlarında ve ihracat iadelerinde GATT 1994’te taahhüt edilenin ötesinde indirim yapılması teklif edilmektedir. Bunun yanı sıra, süt ve süt mamullerindeki destekleme sisteminin ise, sütteki kota uygulamasına rağmen, 2006 yılına kadar devam etmesi öngörülmüştür. Öngörülen destek indirimleri, Topluluk fiyatlarını dünya fiyatlarına yaklaştıracaktır. Diğer taraftan, ATYGF’nun Garanti Bölümüyle, çevre programları ve kırsal kalkınma hareketleri gibi projelerin finansmanı sağlanacaktır. Ortak Tarım Politikasında reform öngören söz konusu Belgede, OTP'nin karşılaştığı sorunların öncelikle dahili mahiyette olduğu vurgulanarak, bunlardan başlıca üçü aşağıdaki arz edilmektedir: 1. “Topluluğun önemli pazarlarında ortaya çıkan ve uzun dönemde Topluluk tarımını tehdit etmesi beklenen bazı gelişmeler” bağlamında, AB'ndeki cari fiyat seviyelerinin dünya piyasalarının büyümesinden kaynaklanan avantajlardan yararlanmayı önleyecek kadar yüksek olduğu, bu nedenle AB’nin zaman içerisinde kendi pazarında ve dünya pazarlarında tarımsal ve işlenmiş ürünlerdeki rekabetçi konumunu kaybedeceği, 2. “OTP’nin neden olduğu olumsuzluklar” bağlamında,
gibi etkenler nedeniyle OTP’nın kamuoyunda kötü bir imaj çizdiği vurgulanarak, çevreyi kirleten, uzay alanındaki gelişmelere katkısı olmayan ve arzu edilmeyen uygulamaları yüzünden hayvan hastalıklarının yayılmasında sorumluluğu bulunan bir tarım politikasının uzun dönemde sürdürülme olasılığı bulunmadığı gibi, sebep olduğu zararların da makul gösterilemeyeceği, bu nedenle AB’nin ana görevlerinden birinin ilerleyen yıllarda OTP’yi tüketicilerin kabul edebileceği şekilde düzenlemek olduğu, 3. Birliğin 15 ülkesindeki tarımın, gelenekler, rekabet edebilirlik, gelir düzeyi, doğal kaynaklar ve uygulanan yöntemler bakımından farklılık gösterdiğine dikkat çekilerek, bu farklılığın, Avrupa tarımının kendine özgü karakterine ve kalitesine katkıda bulunarak, güçlülüğünü sağlayan bir faktör olduğu, fakat, bu durumdan en iyi şekilde yararlanmak için bu farklılıklar ile tarım politikasının tesisi ve yürütülmesi arasında bağ kurulması gerektiği, gibi hususlara değinilmektedir. Bahse konu Belgede bu bağlamda;
gibi iki dış faktöre ve uluslararası ticaretteki liberalizasyon eğilimine dikkate çekilerek, tarım sektörünün söz konusu gelişmelere göre hazırlanması, tavsiye edilmektedir. Belgede ayrıca, yapılacak reformlar neticesinde;
kaydedilmektedir.
Ortak Tarım Politikası Reform Önerilerinin Ekonomik Etkisine Dair Analiz Bu konuda yapılan çalışmalar OTP reformunun genel bir olumlu etkisinin olacağı yönünde sonuçlanmıştır. Temel bulgular;
yönündedir. Yapılan hesaplamalar çerçevesinde, her bir işçi birimi ile ölçüldüğünde, 1992/96 dönemine göre, çiftlik gelirleri reel olarak % 22-34 oranında artacaktır. Tarımsal işgücünde geleneksel olarak kaydedilen azalış dikkate alınarak hesaplanan en kötümser senaryoda dahi bu artışın % 10-25 düzeyinde olması beklenmektedir. Kurumsal fiyat indirimlerinin tam olarak uygulanması durumunda tüketicinin tüm ekonomiden sağlayacağı faydanın yıllık 12.500 milyon EURO’ya varması öngörülmektedir. Bahse konu faydanın, başlıca 5 milyar EURO’luk kısmını et ve et ürünleri fiyatlarındaki indirim, 4 milyar EURO’sunu daha ucuz süt ürünleri ve yumurta, 500 milyon EURO’sunu ise hububat ürünlerinin teşkil edeceği hesaplanmaktadır. Diğer taraftan; hububat üretiminde kaydedilecek % 6’lık artışın, iç ve artacak ihracat talebini karşılayabileceği, yağlı tohumlar ve proteinli bitkilere ayrılan alanın sırasıyla % 3-9 ve % 2-10 oranında arttırılacağı, sığır eti üretimi sabit kalırken, iç talebin % 2’den fazla artış göstereceği, süt ve süt ürünlerinin üretimi ve tüketiminin, süt kotasındaki artışa paralel olarak artacağı tahmin edilmektedir. Önerilen Reformların Anahatları Yukarıdaki analizlerin ışığında Komisyon, OTP reform önerilerinin çerçevesini aşağıdaki şekilde çizmiştir: Topluluğun rekabet gücünün, fiyatlarda yeterince indirim yapılması yoluyla iç piyasadan ve dünya piyasalarından artan oranda pay alınmasını temin edecek şekilde sürdürülmesi. Üreticilerin gelir düzeyinin korunması için bu fiyat indirimleri, doğrudan gelir ödemelerinin artırılması yoluyla telafi edilecektir. Komisyon ve üye ülkelerin görev ve işlevlerine ilişkin yeni bir yaklaşım benimsenmesi bağlamında, üreticilere doğrudan ödemeler şeklinde verilen telafinin bir kısmının ATYGF’nin Garanti bölümünce finanse edilip, ulusal üretimin büyüklüğüne göre dağıtılması sağlanacaktır. Üye ülkelere, rekabetin bozulmasını önleyici Topluluk kriterlerine uymak koşuluyla, söz konusu telafiyi diledikleri şekilde dağıtma yetkisi tanınacaktır. Kırsal kalkınmaya ilişkin yeni düzenleme ile bütün kırsal kalkınma projeleri bir çerçeve altında toplanacak ve üye ülkeler, söz konusu projelerden dilediklerini seçebileceklerdir. Komisyon’un, tarım politikasına, toplumun beklentilerini de karşılayacak yeni görevler yüklenmesi konusundaki kararı kapsamında, yerelleşmeye verilen önem, kuralların basitleştirilmesini de beraberinde getirmektedir. Buna, birbiriyle tutarlı olmayan çok sayıda düzenlemeyi ortadan kaldıran yeni Kırsal Kalkınma Yönetmeliği örnek gösterilmektedir. Aynı yaklaşım, pazar düzenlemesine yönelik yönetmelikler, özellikle tarla bitkileri ile ilgili olanlar açısından da izlenmektedir. Çevrenin korunması hususuna önem verilerek, çevreye özen gösteren tarımsal metodların uygulanması teşvik edilecektir. Bu meyanda, az tercih edilen alanlara tahsis edilecek yardımların, az girdi gerektiren tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasında araç olarak kullanılması öngörülmektedir. Çevreye duyarlı şekilde canlı hayvan yetiştiriciliği yapan çiftliklere tahsis edilen sübvansiyonların, cari seviyelerin üç katına çıkarılması hedeflenmekte olup, üye ülkelere, çevrenin korunmasına ilişkin kurallara riayet edilmesini teminen, doğrudan yardımların azaltılması veya kesilmesini de içeren yetkiler tanınmaktadır. Yeni Kırsal Kalkınma Yönetmelik taslağı ile bu bağlamda, nihai hedefi, tarımsal harcamaları geçmiştekinden daha fazla uzay alanındaki çalışmalara ve doğanın korunmasına yönlendirerek, pazar idaresini sağlamak olan, kapsamlı ve istikrarlı bir kırsal kalkınma politikasının temelleri atılmaktadır. Böylelikle, kırsal kalkınmanın OTP’nin ikinci direği olması, bu amaca ulaşılmasını teminen, konuyla ilgili çoğu harcamanın ATYGF Yön Verme bölümünden Garanti bölümüne transfer edilerek, finansmanın Topluluk fonlarından yapılması planlanmaktadır. Komisyon, süt kotalarında % 2’lik artış yapılmasını önermekte olup, ilave kotalar dağlık bölgelere ve çiftçiliğe yeni başlayan kişilere dağıtılacaktır. Komisyon ayrıca, zeytinyağı ve tütün pazarlarında da reform önererek, Akdeniz ürünlerine verdiği önemi vurgulamıştır. Şarap sektörü için Komisyon tarafından hazırlanan öneri 1998 yılının ikinci yarısında Konsey ve Parlamento’ya sunulmuş ve Mayıs 1999 itibariyle kabul edilmiştir. OTP’nın imajını ciddi şekilde zedeleyen istismarlar ve dengesizliklerle mücadele etmek hayati önem taşıdığından; Çiftliklerin piyasa düzenlemeleriyle bağlantılı olarak çeşitli destek şemaları altında aldıkları doğrudan yardım miktarını azaltmak amacıyla tavan uygulamasına geçilmesi de önerilmiştir. Doğrudan yardımların üye ülkelerce, sadece gerçek anlamda tarımla uğraşan çiftçilere kullandırılmasını teminen gerekli yasal dayanak oluşturulacak, böylece, 1992’den bu yana çiftçi olmadıkları halde yasa boşluklarından yararlanarak OTP yardımlarından yararlandıkları saptanan kişilerin istismarlarının önüne geçilecektir. Üye ülkelerin, doğrudan yardımları istihdam edilen işçi sayısını baz alarak dağıtması ve çevreci tarımsal projelere öncelik vermesi öngörülmektedir. Reform Öngörülen Başlıca Sektörler OTP’nın reformu, gerek AB’nin rekabet edebilirliğinin arttırılması, gerekse Merkezi ve Doğu Avrupa ülkeleri itibariyle öngörülen genişlemeye ve DTÖ’nün müteakip tarım görüşmelerine hazırlık teşkil etmesi açısından Komisyon tarafından gerekli görülmektedir. Bu kapsamda;
Bu ürün grubu AB ekonomisinde gerek insan tüketimi gerek hayvan yemi endüstrisi açısından önemli bir yer işgal etmekte olup, toplam ekilebilir arazinin % 40'ını kapsamakta, ATYGF harcamalarının % 42,2'sinden yararlanmakta ve toplam tarımsal hasılanın % 11'ini sağlamaktadır. Gündem 2000 Belgesine göre, 1996’da 201 milyon ton olan üretim 2005’de 214 milyon ton'a yükselecektir. Bu ürünlerde beklenen tüketim artışı üretim artışından daha düşük olacak, 2001 yılından itibaren teşvikli ihracata ilişkin DTÖ taahhütlerinin bağlayıcı hale geleceği de dikkate alındığında, müdahale stoklarında artış oluşacak ve 2005 yılında 58 milyon ton'u bulacaktır. 1996 yılı seviyesi 12.2 milyon ton olan yağlı tohum üretimi 2005’de 12.8 milyon ton’a yükselecek, bununla beraber, Topluluğun bu ürünlerdeki dış ticareti açık vermeye devam edecektir. Tahıl, yağlı tohum ve bakliyat ekim alanları 53.5 milyon hektarda sabitlenecektir. Bu grupta müdahale fiyatı, 2000/2001 pazarlama yılından başlayarak, iki eşit indirimle % 15 azaltılarak 119.19 EURO/tondan 101.31 EURO/tona düşürülecek, nihai oran ise 2002/2003 pazarlama yılı başlamadan belirlenecektir. Hububatta hektar başına yardım esasına dayanan ve halen 54 EURO/ton düzeyinde olan doğrudan ödemeler, iki eşit aşamada arttırılarak, 2001/2002 pazarlama döneminde 63 EURO/tona çıkartılacak ve bu artışın % 50’si fiyat indirimlerinden tasarruf edilen meblağ ile karşılanacktır. Yağlı tohumlar ve keten tohumu açısından ise sırasıyla 94.24 EURO/ton ve 105.10 EURO/ton olan hektar başına doğrudan ödemeler üç eşit dilimde indirilerek, 2002/2003 döneminde hububata ödenecek yardımla (63 EURO/t) eşitlenecektir. Bu sektördeki desteklemelerde uygulanan “referans fiyatı” sistemine 2000/2001 pazarlama döneminde son verilecektir. Proteinli tohumların diğer tohumlara oranla karlılığını sağlayabilmek amacıyla, 78.49 EURO/t düzeyindeki doğrudan yardımların, 2000/2001 döneminden itibaren, reform kapsamındaki en yüksek düzey olan 72.5 EURO/tonda tutulması öngörülmektedir.
Tarla bitkileri sektörünü ATYGF’dan aldığı % 15,9’luk payla sığır eti sektörü izlemekte ve % 11.9’luk payı ile toplam AB tarımsal üretimine önemli (sütlü ürünler %18, hububat % 11) bir katkı sağlamakta olup, üretimin yaklaşık üçte ikisini Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere karşılamaktadırlar. 1998 yılı üretimi 7.6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Yeni düzenlemeye göre, mevcut piyasa destek fiyatlarında (2.780 EURO/ton) üç eşit aşamada % 20’lik indirim yapılacaktır. 1 Temmuz 2002’de müdahale fiyatının yerini, 2.224 EURO/ton düzeyinde sabitlenen özel depolama yardımı için temel fiyat (basic price) alacaktır. Özel depolama yardımı, domuz etinde olduğu gibi ortalama Topluluk piyasa fiyatlarının temel fiyatların % 103’ünden daha az olması durumunda verilecek ve 1 Temmuz 2002’den itibaren, ortalama piyasa fiyatının 1.560 EURO/tonun altına düştüğü hallerde, ilgili prosedürler çerçevesinde Komisyon tarafından üye ülkelerde alım ihaleleri açılacaktır. Yeni düzenleme çerçevesinde, erkek hayvanlar ile yavrulamış inekler için verilen mevcut prim üç yıllık dönemde arttırılacak ve doğrudan çiftçiye ödenmesi şartıyla yeni bir kesim primi ihdas edilecektir. Bu kapsamda, erkek hayvanlar için ödenen 135-108.7 EURO’luk mevcut primlerin, üç aşamada arttırılarak, 2002 yılında, hayvan başına 150-210 EURO olması karara bağlanmıştır. Bu yardım, her takvim yılında, bölge için öngörülmüş olan sınırları aşmamak kaydıyla yıllık olarak ve işletme başına verilecektir. Yavrulamış inekler için verilecek prim, mevcut düzeyi olan 144.9 EURO’dan 2002 yılında hayvan başına 200 EURO’ya yükseltilecektir. Üye ülkelerin takdirine bırakılan ulusal ek yardım miktarı hayvan başına 50 EURO’ya çıkartılmıştır. Üye ülkeler, kendilerine tahsis edilen toplam miktarları aşmamak kaydıyla üreticilere söz konusu ek ödemeleri yapabileceklerdir. Bu yardımlar üye ülkelere, bölgeler arası farklılıkların telafi edilmesinde esneklik sağlayacaktır.
Sütlü ürünler üretimi hemen hemen tüm AB üyesi ülkelerde önemli bir tarımsal faaliyet alanını teşkil etmekte ve AB’ndeki toplam tarımsal üretimin % 18’ini oluşturmaktadır (ATYGF’den aldığı pay % 7,5). 1998 verilerine göre, inek sütü üretimi 120.5 milyon tona ulaşmıştır. AB, pazar payı son yıllarda azalmış olmakla birlikte dünyanın en büyük süt ürünleri ihracatçısıdır. İç pazarda, peynir ve krema tüketiminde düzenli bir artış kaydedilmekle birlikte, içme sütü ve konsantre süt tüketim miktarında bir değişiklik gözlemlenmemekte, yağsız süttozu ve tereyağı tüketiminde ise düşüş görülmektedir. Gündem 2000 belgesinde, tereyağı gibi bazı ürünlere olan talebin düşmesi nedeniyle 1995’de 112.2 milyon ton olan süt tüketiminin 2005’de 108.7 milyon tona ineceği tahmin edilmektedir. Sütlü ürünlere ilişkin yeni düzenlemeler 2005/2006 döneminde yürürlüğe girecek olup, tereyağı ve yağsız süttozu müdahale fiyatları, 2005/2006 pazarlama döneminden başlayarak üç eşit dilimde % 15 indirilecektir. Üretim kotası rejiminin uygulama süresi 2007/2008 pazarlama dönemine kadar temdit edilmiştir. Üye ülkelerin (İtalya, Yunanistan, İspanya, İrlanda ve Kuzey İrlanda hariç olmak üzere) kota miktarları, 2005 yılında başlayacak olan fiyat indirimlerine paralel olarak üç aşamada % 1.5 arttırılacaktır. Üretici gelirlerinin korunabilmesi için fiyat indirimlerine paralel olarak üç yılda artacak bir yardım sistemi ihdas edilecektir. Üreticiler, her takvim yılında, işletme başına ve prim ödenebilecek referans miktarına göre ton başına verilecek süt priminden faydalanacaktır. Bu prim; 2005 yılı için 5.75 EURO/ton, 2006 yılı için 11.49 EURO/ton, 2007 yılı için 17.24 EURO/ton olarak belirlenmiştir. Kırsal Kalkınma Yaklaşan DTÖ çok taraflı tarım ticareti müzakerelerine hazırlık bağlamında AB çevrelerince, kırsal kalkınma, tarım sektörünün çok boyutluluğu ve çok işlevliliği gibi olgular daha fazla dile getirilir hale gelmiştir. Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri (MDAÜ)'ne yönelik muhtemel genişlemenin yaratacağı olumsuz etkileri ve Uruguay Round taahhütlerinin gerçekleştirilmesinde oldukça sıkıntı çekiliyor olmasını, AB'nin, tarım sektöründeki destek ve korumları nisbeten yüksek tutma yönünde muhafazakar bir tavır sergileyeceği şeklinde yorumlamak mümkündür. AB’nin, OTP’nın ikinci ayağı halinde getirdiği kırsal kalkınma politikası, kırsal bölgeler açısından rekabeti yeniden geliştirmeyi ve bu yolla istihdam yaratmayı hedefleyen entegre ve sürdürülebilir bir çerçeve tesisi amacını taşımaktadır. Bu suretle, azaltmak zorunda kalınacak desteklerin, kırsal kalkınma konsepti çerçevesinde daha farklı yöntemlerle tarım kesimine yeniden yönlendirilmesi düşünülmektedir. Gündem 2000 Kapsamı Dışındaki Reformlar Spesifik olarak Gündem 2000’le düzenlenmemekle birlikte, tütün ve zeytinyağı sektörlerinde öngörülen reformlara da değinmek gereklidir.
Emek yoğun bir sektör olması nedeniyle, Topluluk yardımının devamı öngörülmüştür. Reform iki temel unsura dayanmaktadır: a) Sahip olduğu ekonomik ve sosyal önem nedeniyle, Topluluktaki yaprak tütün üretimine verilen desteğin devamı, b) Üretim kalitesine bağlı olarak verilecek Topluluk yardımının çeşitlendirilmesi, kotaların belirlenmesinde daha esnek ve basit bir yapının ihdası, daha sıkı kontrollerin yapılması ile kamu sağlığı ve çevre korunması önlemlerine uyulması yoluyla ürünün ekonomik öneminin geliştirilmesi. Üreticilere verilen yardımlar ürünün kalitesine bağlı olarak belirlenerek, kalite konusundaki tek objektif kriter olan yaprak tütünün alım fiyatına göre ayarlanacaktır. Kabul edilen prim sistemiyle, kalitenin arttırılmasını teşvik amacıyla, yüksek kalite tütün üreten üreticilere daha yüksek prim ödenmesi öngörülmektedir. Diğer taraftan, kotaların bireysel üreticilere dağıtıldığı mevcut sistem yerine, üç yılda bir üretici gruplarına dağıtılmasını öngören sistemin ihdasıyla ulusal yetkililer üzerindeki idari yük azalacaktır.
AB dünyadaki en büyük zeytinyağı üreticisi ve tüketicisidir. Yeni düzenleme uyarınca, 1 Kasım 1998’den 31 Ekim 2001’e kadar geçerli olacak geçiş dönemi uygulamaları başlamıştır. Bu kapsamda, azami garanti edilmiş miktar % 31.6 oranında arttırılarak, 1.777.261 tona çıkartılmıştır. Üreticiye verilecek yardımlar % 5 oranında azaltılacaktır. Üretim yardımı, 1 Kasım 2001’den itibaren, bazı istisnalar hariç olmak üzere, yalnızca 1 Mayıs 1998’den önce dikilmiş ağaçlardan elde edilen zeytinyağına verilecektir.
|